..




 

Siyasetin nabzı bugünlerde oldukça yüksek atıyor. Özellikle Kayseri cephesinden gelen o son dakika haberi, yerel siyasetin sınırlarını aşıp doğrudan Ankara'nın dehlizlerinde yankılandı. Hatırlayalım; takvimler 19 Ekim 2025'i gösterdiğinde, İç Anadolu siyasetinin en hararetli kongrelerinden birini izlemiştik. Ümit Özer, güçlü rakibi Feyzullah Keskin'i geride bırakarak il başkanlığı koltuğuna büyük bir özgüvenle oturmuştu. Delegelerin desteğini arkasına alan, rüzgarı yakalamış bir ismin, üzerinden bir yıl bile geçmeden, tam olarak altıncı ayında havlu atması elbette sıradan bir "nöbet değişimi" değil. Perdenin arkasında çok daha derin bir kriz yatıyor.İşin bam teli tam da burası. Siyasi koridorlarda fısıltıdan öteye geçip yüksek sesle dillendirilen çok ciddi bir iddia var. Özer'in kendi isteği, yorgunluk veya yerel bir anlaşmazlık nedeniyle değil; bizzat CHP Genel Merkezi'nin "kesin" talebi üzerine istifa dilekçesini kaleme aldığı konuşuluyor. Neden mi? Kulis sızıntılarına göre krizin merkezinde, Özer'in il başkanlığı döneminde Alevi toplumuyla ilgili kurduğu iddia edilen bazı sorunlu cümleler var. Parti tüzüğü, kapsayıcılık vizyonu ve taban hassasiyetleriyle taban tabana zıt düşen bu söylemlerin faturası ağır oldu. Türkiye siyasetinde bazı kırılma noktaları vardır; dilin kemiği kırıldığında siyasi bedeli anında ödenir. Görünüşe göre Ankara yönetimi, bu tür bir söylem krizini göğüsleyip tabanı küstürmek yerine neşteri derhal vurmayı tercih etti. Süreç henüz kağıt üzerinde tam anlamıyla resmiyet kazanmış değil, ancak düğümün bütünüyle çözülmesine saatler kaldı. Ümit Özer'in masaya koyduğu istifa mektubu, bugün (13 Nisan Pazartesi) toplanacak olan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'nun (MKYK) en sıcak, en çok tartışılacak gündem maddelerinden biri. Parti kurmaylarının bu istifayı hızla işleme koyarak Kayseri örgütünde o hasar alan yapıyı onarması ve yepyeni bir sayfa açması bekleniyor.
..


. ..