..




 

Adım Kader. Kocam Rıza’yı kaybettiğimde sekiz aylık hamileydim. Bir sonbahar akşamı telefon çaldı ve hayatımı ikiye bölen o haberi aldım: Rıza araba kazası geçirmiş, yoldan çıkıp şarampole yuvarlanmıştı. Hastaneye yetişemeden… gitmişti. O an içimde büyüyen bebeğimizle birlikte kurduğumuz tüm hayaller paramparça oldu. Cenazede kapalı tabutun başında dururken sadece eşimi değil, geleceğimi de toprağa verdiğimi hissediyordum. Şok ve acıdan günlerce kendime gelemedim. Doktorlar stresin etkisiyle bebeğimi de kaybettiğimi söylediklerinde içimdeki son umut kırıntısı da söndü. Rıza’yı, doğmamış yavrumuzun yanına defnettiler. O mezarlıkta iki kayıp vardı: biri toprağın altında, diğeri ise yaşayan ama içi bomboş bir kadındı. Aylarca evden çıkamadım. Duvarlardaki fotoğraflara bakarak yaşadım. Ama hayat, insanı sürükleyerek de olsa ileri götürüyor. Üç yıl sonra başka bir şehre taşındım. Küçük bir apartman dairesinde yeni bir işe başladım. Geçmişi geride bırakmaya çalıştım. Rıza’nın adını anmadan, o günleri düşünmeden yaşamayı öğrendiğimi sanıyordum.

devamı sonraki sayfada...
..


. ..