Doğu Akdeniz’de savunma ekseni güçleniyor
Zirvede yalnızca siyasi mesajlar değil, askeri iş birliği planları da masaya yatırıldı. Özellikle Yunanistan’ın Türkiye’nin artan askeri kapasitesine dair duyduğu endişeler çerçevesinde, İsrail, Yunanistan ve GKRY’nin Doğu Akdeniz’de ortak bir “Hızlı Müdahale Askeri Gücü” oluşturma seçeneğini değerlendirdiği bildirildi.
Netanyahu, savunma alanındaki bu yakınlaşmayı “zorunlu ve stratejik” olarak tanımlayarak, “Kendimizi savunmaya kararlıyız ve bunu yapabilecek güce sahibiz. Ortaklığımız, caydırıcılığımızı daha da ileriye taşıyor” dedi. Bu açıklama, bölgedeki askeri dengeyi etkileyecek yeni bir güvenlik mimarisinin sinyali olarak yorumlandı.
Enerji güvenliği ve jeopolitik rekabet
Üçlü zirvede Doğu Akdeniz’deki doğal gaz kaynakları ve enerji hatlarının güvenliği de önemli gündem maddeleri arasında yer aldı. İsrail, Yunanistan ve GKRY, enerji projelerinin korunması ve Avrupa’ya uzanan arz zincirlerinin güvence altına alınması konusunda ortak hareket etme iradesini yineledi.
Uzmanlara göre bu iş birliği, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikalarıyla doğrudan çelişen bir bloklaşmayı da beraberinde getiriyor.İran’a sert uyarı: “Karşılık şiddetli olur”
Netanyahu, konuşmasının son bölümünde İran’a yönelik sert mesajlarını da tekrarladı. Tahran yönetiminin İsrail’e yönelik olası bir saldırısına karşı kayıtsız kalmayacaklarını vurgulayan İsrail Başbakanı, “İran’dan gelecek herhangi bir saldırıya şiddetli bir karşılık verilir. Müttefiklerimizle birlikte güvenlik duvarımızı örmeye devam edeceğiz” dedi.
Bu sözler, İsrail’in yalnızca Doğu Akdeniz’de değil, Orta Doğu genelinde de askeri ve siyasi caydırıcılığını artırma niyetinde olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Bölgesel tansiyon yükseliyor
Netanyahu’nun Türkiye imalı çıkışı, Doğu Akdeniz’de zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getirdi. Diplomatik kulislerde, önümüzdeki dönemde Ankara’nın bu açıklamalara nasıl bir yanıt vereceği ve bölgedeki askeri-siyasi hamlelerin nasıl şekilleneceği yakından izleniyor.
Zirveden çıkan mesajlar, Doğu Akdeniz’in önümüzdeki süreçte yalnızca enerji rekabetinin değil, aynı zamanda sertleşen jeopolitik mücadelelerin merkezi olmaya devam edeceğini gösteriyor.