..




 

Anne ve baba, borçların altında eziliyordu. Çekilen krediler, artan faizler, her gün gelen banka mesajları… Evleri satışa çıkarılmak üzereydi. Geceleri salondaki ışık sabaha kadar sönmüyor, fısıltıyla yapılan konuşmalar evin duvarlarına çarpıp geri dönüyordu. Çaresizlik büyüdükçe umutları küçülüyordu. Tam o sırada 70 yaşında, varlıklı ve şehirde saygınlığı olan bir dul adam hayatlarına girdi. Yardımsever görünüyordu. Erzak getiriyor, “Zor günler geçicidir” diyordu. Sonra bir akşam asıl niyetini açıkladı: “Tüm borçlarınızı kapatırım. Eviniz de sizde kalır. Ama kızınız benimle evlenecek.” 22 yaşındaki genç kızın hayalleri vardı. Üniversiteyi bitirmek, çalışmak, kendi düzenini kurmak istiyordu. Teklifi duyduğunda yüzü soldu. Günlerce direndi. “Çalışırım, öderim, ne olur bunu yapmayın,” dedi. Ama ailesi korkuya teslim olmuştu. Onlara göre bu bir fedakârlıktı. Düğün sade ama kalabalıktı. Gelin sessizdi. Yaşlı adamın bakışlarında tuhaf bir acelecilik vardı. Nikâh kıyıldı, imzalar atıldı. O gece genç kız, şehrin dışındaki büyük villaya götürüldü. Ev görkemliydi ama ürkütücü bir sessizliğe sahipti. Ağır perdeler, uzun koridorlar, duvarlarda eski tablolar… Yatak odasına çıktıklarında genç kızın içindeki huzursuzluk büyüdü. Kapı kapandığında yaşlı adam yavaşça konuştu: “Artık yeni bir hayata başladık.” Genç kız mesafesini koruyarak, “Her şey çok hızlı oldu. Zamana ihtiyacım var,” dedi. Adam bir an sustu. Yüzündeki ifade değişti ama öfke değil, yorgunluk belirdi. Elini göğsüne götürdü. Nefesi düzensizleşti. “İyi misiniz?” diye sordu genç kız, korkuyla. Adam cevap veremedi. Birkaç adım attı, sonra dengesini kaybedip yere yığıldı. Bu bir itme, kavga ya da arbede değildi. Ani ve kontrolsüz bir düşüştü. Başını yere çarpmadı ama bilincini kaybetmişti. Genç kız panikle telefona sarıldı. Ellerinin titremesine rağmen acil servisi aradı. Adresi verdi, durumu anlattı. Kalp masajı yapmayı denedi; üniversitede aldığı ilk yardım eğitimini hatırlamaya çalışıyordu. Dakikalar saat gibi geçti.

devamı sonraki sayfada...
..


. ..